Kasım 26, 2007

sehir kokulari

her rakiperver gectigi yollarin etrafinda raki tuketilen yerlerin kokusunu ister istemez alir. ilk akla gelen yerler olan meyhaneler belirgin kokulariyla ayni zamanda ilk farkedilen yerler oluyorlar. ha keza pasabahce'den gecerken ya da tekirdag sinirinda raki kokusunu almamak da imkansizdir. denizli'nin bir koyunde dedemin anason ektigi bir takim tarlalar vardi; onlarin da ziyadesiyle belirgin bir kokusu oldugu kalmis aklimda.

sehir kokularindan bahsederken sokaklardaki raki kokusu bahsi biraz garip gelebilir. oysa bencileyin tasra gecmisi olan insanlar icin sokakta raki kokusu duymak ancak sehre mahsus bir ozelliktir cunku bir sehri bir koyden ayiran seylerin basinda lokantalar, meyhaneler gelir -cogul ekleri vurgulu okunaraktan.

raki kokusuyla musemma sehirleri hepimiz biliyoruz diyelim; ya da cogumuzun bildigi sehirlerde raki kokusu olur. rakinin olmadigi ecnebi sehirleri raki kokmuyorlar elbette bir sekilde, herhangi bir tur meyhaneleri olanlarin kendine has kokulari oluyor. iste biraz kizartma yagi kokusu, az biraz et ve turevi, eksimis alkol kokusu, bazen curuk meyve kokusu, ana sokaklardan uzaklastikca artan bir sidik kokusu hemen hemen tum sehirlerde var.

ben cok iyi koku alirim. saka yapmiyorum, adeta kopek gibi bir burnum vardir. sigarayi biraktigimdan beridir hele iyice hassas burnum. koku izi surebilirim, kokulari aklimda tutabilirim, insanlar ve kokulari kadar, evlerin kokulari ve sehirlerin kokulari da aklimda kalir. oysa kokular konusunda ne kadar iddiali olursam olayim her zaman yapamadigim bir sey var: insandan, evden, sehirden hareketle kokularini hatirlarim ama bir kokudan hareketle insan, ev, sehir hatirlamak cok nadir oluyor. bunun nedeni saniyorum hafizamizdaki koku formunda bosluklar birakmak. eh, her koku da hatirlamak istenecek turden olmuyor malum. ote yandan kokuya tahammul ile sevgi arasinda bir iliski oldugu da muhakkak.

bir sehri seviyor olmak onda sevdigimiz kokularin cok olmasiyla mi alakali yoksa onu tum kokularina ragmen mi seviyoruz? ben ilk olasiliktan emin degilim; herhalde ancak turistlik yaptigimiz bir sehirde olur bu. bence insan sevdigi sehri tum kokularina ragmen sever. kopru altlari bir sehrin koku ve baska killi bir takim benzerlikler itibariyla sehirlerin koltuk altlaridir. simdi deneyelim bakalim: cok sevdiginiz sehrin birkac koprusunun altina gidip sehrinizin koltuk altlarini bir koklayin. hala o sehri seviyorsaniz ne ala, gidip en sevdiginiz meyhanesinde sevgili sehrinizle kadeh tokusturun. koku sevginizi silip supurduyse de saglik olsun; illa keyiften icilmiyor bu, biraz da dertten icin.

1 Comments:

Blogger Kırmızı said...

ben de yıllardır çevremdekilere herşeyin, hatta şehirlerin bir kokusu olduğunu anlatır dururum, en azından benim için!
her seferinde anlattıklarımı ilgiyle (ya da ilgiliymiş gibi) dinleyip "hımmm... ilginç bir düşünce" yorumundan daha uzun bir cümle kurabilen olan olmadı. bu yüzden yazdıklarınızı okuyunca çok mutlu oldum.

üstelik
"insandan, evden, sehirden hareketle kokularini hatirlarim ama bir kokudan hareketle insan, ev, sehir hatirlamak cok nadir oluyor." cümlenize kesinlikle katılıyorum! oldum olası yolda yürürken bir parfüm kokusu duyup "ayyyy! bora da bu parfümü kullanırdıııı,onu hatırladım birden, hürf!" diyenlere de hayretle bakarım?

bu yazılar yazılalı epey olmuş. neden yazmıyorsunuz artık?

not:enschede ve eindhoven havadislerini takip etmeme rağmen bu kadar zamandır burayı ziyaret etmediğime üzüldüm.

Temmuz 16, 2008 1:02 ÖS  

Yorum Gönder

<< Home